İnşaat Mühendisleri Kurumu'nda (ICE) düzenlenen 50. yıl konferansında konuşan Çevre Ajansı CEO'su Philip Duffy, 1976 kuraklığının su yönetimi üzerindeki kalıcı etkilerini ve gelecekteki su güvenliği için atılması gereken adımları ele aldı. Duffy, konuşmasında 1976 yılının sadece bir kuraklık yılı değil, aynı zamanda su politikalarında köklü değişimlerin başlangıcı olduğunu vurguladı.
Duffy, 1976 yazının rekor sıcaklıklar ve kuraklıkla geçtiğini, su kaynaklarının kritik seviyelere düştüğünü ve birçok bölgede suyun sadece sokak çeşmelerinden temin edilebildiğini hatırlattı. Bu krizin, suyun kırılganlığı ve önemi konusunda kamuoyunda büyük bir farkındalık yarattığını belirtti.
1976 sonrası su politikasında üç büyük değişim yaşandığını ifade eden Duffy, bunların kuraklık riskinin sistematik planlamaya dahil edilmesi, su şirketlerinin uzun vadeli planlama yapma zorunluluğu ve Ulusal Kuraklık Grubu gibi koordinasyon mekanizmalarının oluşturulması olduğunu söyledi. Ancak Duffy, iklim değişikliği ve nüfus artışı nedeniyle mevcut çabaların yetersiz kalabileceği uyarısında bulundu.
Duffy, 2050 yılına kadar günde 5 milyar litre su açığı oluşabileceğini belirterek, bu sorunun çözümü için yeni altyapı yatırımları (rezervuarlar, su transfer projeleri, desalinasyon tesisleri), su tüketiminin azaltılması (kişi başı günlük tüketimin 110 litreye düşürülmesi hedefi) ve entegre su yönetimi yaklaşımının benimsenmesi gerektiğini vurguladı.
Konuşmasında doğal çözümlere de değinen Duffy, nehirlerin doğal hallerine döndürülmesi ve kıyı bitkilendirmesinin hem taşkınları önlemede hem de ekosistemlerin iklim değişikliğine uyumunda önemli rol oynayacağını ifade etti. Ayrıca, yapay zeka ve makine öğrenimi gibi teknolojilerin su sistemlerinin modellenmesinde kullanılmasının karar alma süreçlerini iyileştireceğini sözlerine ekledi.




