Londra Son Dakika - Londra Haberleri | İngiltere Haber
GBP/USD 1.3483 +0.07% GBP/EUR 1.1464 +0.05% GBP/AUD 1.9078 +0.24% GBP/CHF 1.0437 -0.22% GBP/JPY 208.9334 -0.49% GBP/CAD 1.8433 -0.35% GBP/USD 1.3483 +0.07% GBP/EUR 1.1464 +0.05% GBP/AUD 1.9078 +0.24% GBP/CHF 1.0437 -0.22% GBP/JPY 208.9334 -0.49% GBP/CAD 1.8433 -0.35%

Zihni Korumak: Hayatın İçinde Kalarak

Sabit Aslan
Sabit Aslan

23.01.2026 11:13 | 172

Bir önceki yazıda zihnin bakımından söz etmiştik. Gürültüden biraz uzaklaşmaktan, düşünceye alan açmaktan… Şimdi ise işin daha zor ama daha gerçek tarafına geliyoruz:

Bunu hayatta nasıl sürdüreceğiz?

Çünkü hepimiz şunu biliyoruz: Bir yazı okuruz, bir şey fark ederiz, hatta “Evet ya, doğru.” deriz. Ama birkaç gün sonra aynı hızın, aynı dağınıklığın içine geri döneriz. Zihin de tam burada yeniden yorulmaya başlar.

Kıymetli bir hocam sürekli tekrar ederdi:

“İnsanı yoran şey çok şey yapması değil, ne yaptığını bilmeden yapmasıdır.”

Bu söz, zihni korumanın aslında ne kadar sade bir mesele olduğunu anlatıyor.

Zihni korumak dediğimiz şey, hayatı baştan kurmak değil. Büyük kararlar almak, her şeyi değiştirmek de değil. Çoğu zaman mesele çok küçük yerlerde başlıyor. Mesela güne nasıl başladığımızda…

Sabah gözümüzü açar açmaz telefona uzandığımızda, zihin daha yataktan kalkmadan dağılmaya başlıyor. Günün ilk sesi bildirim olduğunda, zihnin yönünü başkaları belirliyor. Oysa bazen güne sessizce başlamak bile büyük bir fark oluşturuyor. Birkaç dakika durmak, pencereye bakmak, nefes almak… Hepsi bu.

Tasavvu ehlinin bir sözünü paylaşayım sizinle,

“Az, çoktur.”

Zihni korumak da biraz bununla ilgili. Daha fazlasını sıkıştırmak değil, fazlalıkları azaltmak.

Bir önceki yazıda “İnsanı büyük yapan düşüncesidir.” cümlesinden bahsetmiştik. İşte bu düşünce, ancak zihin dağılmadığında büyüyebiliyor. Sürekli bölünen, sürekli başka yerlere çekilen bir zihin düşünemez; ancak tepki verir.

Bir kitap kulübünde yapılan sohbetleri düşün. Bir sayfayı hızlıca geçmekle, bir cümlenin üzerinde durmak arasında dağlar kadar fark var. Hayat da böyle aslında. Her şeye yetişmeye çalışmak yerine, bazı şeylerin içinde biraz kalabilmek gerekiyor. Bu cümleyi tekrar okumanızı istiyorum.

Zihni korumanın bir başka tarafı da duygularla ilgili. İlk yazıda söylediğimiz o şey… Bitiremediğimiz duygular. Çoğu zaman “Sonra bakarım.” dediğimiz duygular, zihnin arka planında çalışmaya devam ediyor. Biz fark etmesek de yoruyor.

İslami gelenekte insanın kendine dönmesi diye bir şey var. Günün sonunda “Ben bugün ne yaşadım?” diye sormak, nefis muhasebesi diyebiliriz. Bu bir hesaplaşma değil; bir fark ediş. Duyguyu adlandırmak, yükü hafifletiyor.

Yavaşlamak meselesine gelince… Bunu romantik bir şey gibi anlatmaya gerek yok. Yavaşlamak bazen sadece bir işi aynı anda on işle birlikte yapmamaktır. Bir sohbet ederken gerçekten dinlemek, bir şey okurken gerçekten okumak… Hepsi bu kadar.

Kur’an’da geçen “Hiç düşünmez misiniz?” sorusu aslında tam da burada duruyor. Bu soru bağırmıyor, acele etmiyor; sadece hatırlatıyor.

Ve belki de en önemlisi şu: Zihni korumak, insanın kendisiyle bağını koparmamasıdır. Kendisiyle bağı kopan insan, neye yorulduğunu da neye sevindiğini de karıştırır. O zaman zihin, sebebini bilmediği bir yorgunlukla taşır.

Bir önceki yazıyı “İnsan ruhu bir cihaz değildir; şarj olmadan çalışmaz.” diyerek bitirmiştik.

Buraya şunu eklemek isterim:

O şarj, çoğu zaman sessizliktir.

Büyük dönüşümler, çoğu zaman büyük adımlarla gelmez. Küçük, sessiz, fark edilmeden yapılan tercihlerle gelir. Zihni korumak da tam olarak böyle bir şey.

Bir sonraki yazıda, bu meseleyi aile içinde ve çocuklar üzerinden konuşalım. Çünkü zihin sadece bireysel bir alan değil; temas ettiği herkesi etkiliyor.

Psikolojik Danışman Sabit Aslan